Degirmenci Dergisi Sayı 107 Kasım 2018
MAKALE 85 DEĞİRMENCİ / KASIM 2018 Zira 100’e yakın bitki ve hayvan orijinli emtiada tespit edil- miştir. (Hagstrum ve Subramanyam 2009). 2017’de yapılan bir araştırmada Kavallieratos vd., bu türün Sitophilus oryzae (pirinç biti) ve Rhyzopertha dominica (ekin kambur biti) gibi diğer önemli tahıl istilacılarıyla başarılı şekilde rekabet ede- bildiğini ortaya koymuştur. Aynı zamanda, çevresel şartlar uygun olmasa bile bu böceğin popülasyonu yok olmamakta, düşük seviyelerde devam etmektedir. Sıcaklığın 30 derece- nin üzerine çıkması durumunda popülasyonu hızla artmakta ve depolanan ürünlere gelen diğer böceklere rahatlıkla üs- tün gelmektedirler. (Kavallieratos vd. 2017). Elverişli olmayan ürünlerde az sayıda da olsa bulunabilmeleri sayesinde Tro- goderma granarium, türü coğrafi olarak yayılma bakımından büyük bir avantaja sahiptir. Trogoderma granarium ayrıca düşük nem oranına sahip ürünlerle (%2’ye kadar) beslenebil- me avantajına sahiptir. Zira, depolanan ürünlere gelen birçok böcek, en az %8’lik bir nem oranına ihtiyaç duyar. Trogo- derma granarium, bu sayede diğer böceklerle düşük rutubet şartlarında başarılı şekilde rekabet edebilir ve genellikle de bu şartlar altında varlık gösteren tek tür olarak kalırlar. Bu türün temel biyolojik özelliği, uzun süren diyapoza sahip olmasıdır. Öyle ki yıllar boyunca varlıklarını muhafaza edebilir- ler. Diyapoz, larva aşamasında söz konusudur ve öldürmesi en zor olan aşama da budur. Ayrıca bu türler, aynı gene sahip olan ve karantinaya tabi olmayan diğer akraba türlerden kolaylıkla ayırt edilemeyen bir morfolojiye sahiptir. Bu sebeple, doğru şe- kilde tespit edilebilmeleri için uzmanlara ihtiyaç vardır. Khapra böceğiyle mücadele Buğday ve pirinç gibi ithal edilen ürünlerde khapra böce- ğinin bulunması, bitki sağlığıyla ilgili düzenleme ve prose- dürlerin başlatılmasını gerektirir. Fakat bu böcek, ilginç bir şekilde, hem sıcak hemde soğuğa karşı aşırı derecede tolerans gösterir. (Wilches 2016). Bunlara ek olarak, söz konusu türün birçok böcek ilacının yanı sıra kimyasal olmayan yöntemlere karşı da önemli ölçüde direnç gösterdiğine dair raporlar bu- lunmaktadır. Diyapoz halindeki lavranın çeşitli böcek ilaçları ve fosfin dahil fumigantlara karşı en hassas yaşam aşaması olduğu anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, önceden maruz kal- maya dayanan direnç de rapor edilmiştir. Paradoksal olarak, mecvut raporların çoğu 1950 ve 60’lardan kalmadır ve yeni yayınlarda çok az veri mevcuttur. Bu durum, bazı ülkelerde bitki sağlığı ve karantina kısıtlamaları sebebiyle bazı ülkelerde deney yapmak için khapra kolonileri bulmanın zor olmasına bağlanabilir. Bu türle kimyasal olmayan yöntemlerle mücadele konusun- da şu ana kadar ayrıntılı bir çalışma yapılmış değildir. Bu türün kontrol altına alınması için kullanılabilecek predatörler ya da parazitoidler konusunda da çok az veri mevcuttur. Nitrojen ve karbondioksit vs. gibi kontrol altına alınan ya da değişti- rilen hava şartlarından yararlanılmasıyla ilgili de çok az şey bilinmektedir. Birçok araştırmanın sonucuna göre, bu yöntemlerin birço- ğunda yetişkin böcekler diğer yaşam safhalarına göre daha fazla direnç göstermektedirler. Ancak, muhtemelen labora- tuvarda yetişkin böcekler üzerinde araştırma yapmanın daha kolay olmasından dolayı, çalışmaların birçoğunda sadece ye- tişkin böcekler üzerine odaklanılmıştır. Bu türün önemi ve yapılması gerekenler Söz konusu tür, aşırı derecede yüksek popülasyon yoğunlu- ğu oluşturabildiğinden ürünü tamamen kullanılmaz hale geti- rebilmektedir. Bazı ülkelerde, özellikle buğday ve arpada ço- ğalsalar da genelde tercih etmedikleri pirinç gibi ürünlerde de bulunabilmektedirler. Ürünü istila etmenin yanı sıra dışkı deri döküntüleri sebebiyle kaliteyi ciddi şekilde düşürmektedirler. Ayrıca, larvaların vücut parçaları; ciddi alerjik reaksiyonlar ve solunum problemlerine de sebep olabilmektedir. Son yönergeler, Avrupa ve Ortadoğu Bitki Koruma Orga- nizasyonu bölgesi içinde T. granarium türünün önemli ende- mik alanların bulunduğunu göstermektedir (EPPO 2013). Bu bölge, batıda Fas’tan başlayıp doğruda İsrail’e kadar devam etmekte ve Tunus, Mısır, Kıbrıs ve Türkiye’yi de kapsamak- tadır. Buna ek olarak, henüz yerleşmiş olmasa da T. grana- rium türünün görüldüğü ülkeler arasında Avusturya, Belçika, Macaristan, Lüksemburg, İtalya, Hollanda ve İspanya da yer almaktadır. Resmi olarak doğrulanmasa da bu türün Güney İspanya ve Güney Yunanistan’da yerleşmiş olabileceğine dair ciddi endişeler de mevcuttur. (EPPO 2013). Bu türün “fark- lı” ve “istilacı” yapısı ile birlikte küresel sıcaklıklardaki ve dayanıklı gıdaların uluslararası ticaretindeki artış, söz konusu böceğin yakın gelecekte daha kuzeye yayılması ihtimalini ar- tırmaktadır. Bu açıdan, T. granarium türünün temel biyolo- jik özelliklerinin bilinmesinin yanı sıra bu türle mücadele için etkili stratejilerin geliştirilmesi konuları acil bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte, sağlık koruma mü- fettişlerinin bu türü doğru şekilde tanımlayabilmeleri için de çalışmaların artırılması gerekmektedir. Kendini gizleyen bir tür olan bu böceğin özellikle erişkin olmayan yaşam safhalarında tespit edilebilmesi için geliştirilmiş tespit, izleme ve tahmin yöntemleri gereklidir. Son olarak, bu türü özellikle hedef alan kimyasal ve diğer mücadele yöntemleri için de daha fazla çaba gösterilmelidir.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx