Değirmenci Dergisi Sayı 109 / Ocak 2019

KAPAK DOSYASI 54 DEĞİRMENCİ / OCAK 2019 ancak evapotranspirasyon ise aynı dönemde 133 mm ile çok daha fazla yükselmiştir. Evapotranspirasyon, bu dö- nemde düşen yağışa göre 91 mm daha fazla artmıştır. Ayrıca, tarım bitkileri büyüme sezonunda yağışın düşme zamanı da üründeki su ihtiyacı açısından kritik öneme sahiptir. Ürünün suyu alması için, toprak kesitine ve ürü- nün kök bölgesine maksimum miktarda su girişi elde et- mek adına, büyüme sezonunda eşit olarak dağılmış ve düşük yoğunluklu yağışın görülmesi arzu edilir. Ancak, yağış yoğunluğu ve dağılımı dikkate alındığında, yağış olayları giderek daha fazla yoğun ve dengesiz dağılıma sahip hale gelmekte ve bu da toprağa sızmayı azaltmakta ve yüzey akışa ve erozyona yol açmaktadır. Bunlar da bitki yetiştirme sezonunda mahsulün su ihtiyacını karşı- lama açısından elverişli durumlar değildir. Yani, tüm bu iklim değişkenlerindeki değişimler, Türkiye’deki şartların giderek daha kurak hale geldiğini göstermektedir ve ge- reken önlemler etkili bir şekilde geliştirilip uygulamaya konulmazsa ülkenin tarımsal verimliliği ve su kaynakları- nı olumsuz etkileyebilir. İklim değişkenlerindeki değişim trendinin, teknoloji ve verimi etkileyen diğer değişkenlerin etkilerinin güç- lenmesine rağmen, mahsul verimi trendlerini olumlu ya da olumsuz etkileyebileceğine dair somut bulgular söz konusudur. 1895’ten 1998’e kadar elde edilmiş olan ik- lim verileri üzerinde çalışan Hu ve Buyanovsky (2003), Missouri’nin orta kesimlerinde mısır mahsulünden elde edilen verimdeki değişimleri sezon içindeki yağış ve sı- caklık değişimleriyle açıklamışlardır. Ferris vd. (1998) bahar buğdayının verimindeki düşüşlerin, bitkilerin antez aşamasında ekstrem sıcaklıklara maruz kalmasıyla ilişki- lendirmişlerdir. Hu vd. (2005), buğdayda daha erken baş bağlama zamanının, baharda minimum sıcaklıkların daha ılık olmasıyla ilişkili olduğunu tespit etmiştir. Matsui vd. (2001), kısa ve orta taneli Japonica pirincin çiçeklenmesi sırasında ekstrem sıcaklık baskısının tahıl verimi üzerin- deki etkilerini en aza indirmek için çeşit seçiminin çok önemli olduğunu ortaya koymuştur. Diğer iklim değiş- kenlerine ek olarak, minimum hava sıcaklığındaki artı- şın da ürün verimi üzerinde spesifik ve kritik etkileri söz konusudur. Günün en düşük sıcaklığı genellikle geceleri görülür. Skaggs ve Irmak (2012), çoğu tarımsal ürün için, günün en düşük sıcaklığındaki artışın ürün veriminde önemli etkileri olabileceğini belirtmiştir. Gece sıcaklıkla- rındaki yükseliş, daha fazla bitki solunumuna yol açabilir ve bu da transpirasyonun tam tersi bir fizyolojik süreçtir. Transpirasyon daha çok gün içerisinde güneş ışığı, hava sıcaklığı ve toprak/bitkideki su miktarı ile ortaya çıkar ve bitki tarafından kuru madde üretimi ve birikimine ve verime yol açar. En düşük sıcaklık, geceleri solunumun en önemli faktörü olduğundan ve en düşük sıcaklıktaki artışlar solunumu artırdığından, geceleri bitkilerin kuru madde tüketimini de artırırlar ve ürün veriminde düşüşe sebebiyet verirler. Literatürde, yukarıda iklim değişken- lerindeki değişimle ilgili olarak bahsi geçen tarımsal ve- rim üzerindeki olumsuz etkilerle ilgili daha başka veriler ve bilgiler de mevcuttur. ÖNERİLER: Tarımın hava şartları ve iklimdeki değişime karşı çok hassas olmasından dolayı, tarımsal kaynak yönetimi uy- gulamaları ve bu alandaki politika kararlarının oluştu- rulması için ilgili mekânsal ve zamansal ölçekte sıcak- lık, yağış ve karbondioksit konsantrasyonu ve bulutluluk gibi diğer değişkenlerdeki trendlerle ilgili detaylı bilgiler gereklidir (Skaggs ve Irmak, 2012). Bunun yanında, bu değişimler yerel/bölgesel ölçeklerde global değerlere göre daha büyük sapmalar gösterebilir. Bu yüzden de bu önemli iklim değişkenlerindeki değişim trendleri ve mik- tarları yerel ölçeklerde tespit edilmek zorundadır. Yerel bir bölgede tarımsal verimliliği artırmak için ancak bu şe- kilde ilgili risk azaltma ve adaptasyon stratejileri ve en iyi tarım uygulamaları araştırıp, geliştirip hayata geçirmek gerekmektedir. İlgili politika oluşturulurken ve karar alı- nırken bu stratejilerin de geliştirilmesi gerekir. Böylece araştırma ve geliştirme ile karar alma ve politika süreçleri eşzamanlı olarak yürütülebilir. • Global iklim değişimi ile ilgili çok fazla tartışma ve analiz yapılıyor olsa da analizlerin yerel/bölgesel şartlar için yapılması ve yerel değişimlerin belgelenerek o ölçek- teki en iyi tarım ve su kaynakları yönetimi uygulamala- rı iklim değişkenlerindeki değişime karşı geliştirilmeli- dir. Hava sıcaklığı ve CO 2 konsantrasyonundaki artışlar, insanlar için küçük gibi görünse de, bu küçük artışların bitkinin fizyolojik fonksiyonları ve dolayısıyla da tarımsal uygulamalar ve verim üzerindeki etkileri çok önemlidir. • İster “insan eliyle” ister “doğal” olsun, iklim de- ğişkenleri değişiyor ve tarımsal/ekolojik sistemler üzerin- de büyük etki oluşturuyor. Bu mesaj, kaliteli bilimsel ve araştırmaya dayalı veriler ve bilgilerle desteklenmeli ve herkese iletilmelidir. • İklim değişkenlerindeki potansiyel değişimler ölçül- meli ve tarım bakımından önde gelen bölgelerde daha spesifik olarak çalışılmalıdır. • Mahsulün su kullanımı (evapotranspirasyon) ve mah- sulün suya tepkisi ve diğer çevresel faktörler hepsi olmasa da çoğu ürün yetiştirme sistemi için ölçülmelidir.

RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx