Değirmenci Dergisi Sayı 109 / Ocak 2019
KAPAK DOSYASI 58 DEĞİRMENCİ / OCAK 2019 tarım yapılabilecek alanlardaki artış ile mahsul ve otlak- lardaki verim artışından fayda görebilir. Benzer bir durum buzulların erimesinden de etkilenecek olan yüksek enlem balıkçılık için de söylenebilir. Buğday, pirinç ve patates gibi C3 bitkilerinin teorik olarak atmosferde artan CO 2 oranından dolayı daha hızlı büyümeleri beklenirken, bu etki sahada yeterince görülmemektedir. Dahası, sıcaklık stresi altında büyü- yen bitkilerde sıklıkla protein ve besin içeriğindeki ka- yıplar görülmektedir. Bunlara ek olarak, demir ve çinko gibi bazı mikrobesinler de daha az biriktirilecek ve üre- tilen gıdada daha az bulunacaktır. Bu etkilerin tümüne birlikte baktığımızda protein eksikliğinin 2050 yılına kadar fazladan 150 milyon insanı etkileyeceği hesap- lanmaktadır. Gıda güvenliği projeksiyonlarını etkileyen faktörler ara- sında bölgesel iklim projeksiyonlarında değişkenlik, iklim değişikliğinin azaltılması için yapılan çalışmalar, tarım ürünlerinden verilmesi beklenen biyolojik tepkiler, aşırı hava olayları (kuraklıklar, seller), finansal dalgalanmalar ile haşere ve hastalıkların dağılımının değişmesi yer al- maktadır. Sıcaklık ve yağış değişikliklerinin, küresel gıda fiyatlarını 2050 yılına kadar %3–84 oranında artırma- sı öngörülmektedir. İklim değişikliğinin gıda fiyatlarına olan etkisi arazi kullanım değişiklikleri, enerji politikaları ve gıda ticaretindeki farklılıklar ile birlikte ele alınmalıdır. Özellikle enerji üretimi için tarım alanlarının kullanılması ve bunun bir politika aracı olarak geliştirilmesi problemle- ri daha da artırabilir. Devletler dikkatlerini ısınmanın 1.5-2 derece ile sınırlan- dırılmasına yöneltmiş olsalar da Paris Anlaşması’nın kabul edildiği günden bu yana ortaya konan çabalar, devlet- lerin konunun ciddiyetini kavramadığını göstermektedir. Şimdiye kadarki dönemde devletler verdikleri tüm sözleri yerine getirecek olsalar bile küresel ısınmanın en az 3 de- rece olması beklenmektedir. ABD gibi ülkelerin şimdiden taahhütlerini yerine getirmeyeceklerini açıklamış olmaları da beklememiz gereken ısınmanın 3 derecenin çok daha üzerinde olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Şimdiye kadar yapılan çalışmalar tüm tahıllarda, ama özellikle buğday ve mısırda verimin 2 derece eşiği aşıl- dıktan sonra düşmekte olduğunu göstermektedir. Tropik bölgelerde ortalamada her derece sıcaklık artışının mısır tarımında hektar başına verimin yarım ton azalmasına neden olduğu raporlanmıştır. Benzer çalışmalar her de- recelik sıcaklık artışında verimin buğday için %6.0, pirinç için %3.2, mısır için %7.4 ve soya fasulyesi için de %3.1 azaldığını göstermiştir. Ülkemiz iklim değişikliğinden en fazla etkilenmesi beklenen Akdeniz Havzası’nda yer almaktadır. Akdeniz Havzası’nda bugüne kadar gözlemlenen sıcaklık artışı dünya ortalamasının %50 üzerindedir. Yani önlem alın- madığı takdirde yüzyılın sonuna kadar dünya ortalaması en az 3 derece artacaksa bu artış ülkemizde en az 4.5 derece olacaktır. Bu sıcaklık artışını %20-30 aralığında yağış azalması ve bu azalmanın etkilerinin de yağışın sağanak halinde gelmesi nedeniyle daha kötüleşeceği düşünülmektedir. Bundan dolayı yukarıda dünya gene- li için verilen verim düşüşlerinden yola çıkarak yüzyıl sonuna kadar buğdayda %27, pirinçte %14.4, mısırda %33.3 ve soya fasulyesinde %14 verim azalması bek- lememiz gerekir. İklim değişikliğinin özellikle içinde yaşadığımız bölgede son derece çarpıcı sonuçlara yol açması beklenmektedir. Umudumuz devletlerin durumun ciddiyetini kavrayarak gerekli önlemleri alması ve bizleri bu kötü sonuçlardan uzak tutmasıdır. Ancak bizlere düşen de tüm olasılıkları he- saba katarak en kötü senaryoya göre planlama yapmaktır.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx