Değirmenci Dergisi Sayı:124 Mayıs-Haziran 2021
76 MAYIS - HAZİRAN 2021 TEKNOLOJİ PLATFORMU satış” aşamalarının tamamını başarabildik. Bu süreçte öğ- rendiklerimizi ülkemizle paylaşmayı ve başka paydaşlar- la birlikte büyümeyi hedefliyoruz. Ancak daha yapılması gereken çok iş var. Biyoteknoloji ekosisteminin ülkemizde gelişmesi için, 5977 sayılı Biyogü- venlik Kanunu başta gelmek üzere ilgili tüm hukuki mev- zuatın, sektörün önünü açacak şekilde güncellenmesi çok önemli. Yüksek katma değer yaratan biyoteknoloji ekosis- temine dahil şirketlere özel teknolojik yatırım teşvik desteği verilmesi, biyoteknolojiye özel OSB ve 40-50 yıl kullanımlık arsa tahsisi gibi uygulamalar da sektörün önünü açacaktır. Teknoloji ve tarımın birleşmesi ülkelere ne gibi kat- kılar sağlar? Dünyaca ünlü MIT’nin ilk kadın rektörü unvanını taşıyan bilim insanı Susan Hockfield’ın çok beğendiğim bir kitabı var. Sanırım kitabın başlığını “Yaşayan Makinelerin Çağı: Biyoloji Bir Sonraki Teknoloji Devrimini Nasıl Kuracak?” şeklinde çevirmek doğru olacaktır. Belki de bu sorunuzun en güzel cevabı da bu çalış- mada veriliyor. Hockfield, artan dünya nüfusu nedeniyle insanlığın; enerji, su ve gıda tedarikinde giderek daha büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığına dikkat çekiyor. Biyolojideki tespitleri mühendislik ile harmanlayarak ula- şılan endüstriyel biyoteknolojiyi, bu zorlukları aşmak için insanlığın yönelmesi gereken alan olarak niteliyor. Küresel anlamda 315 Milyar $’lık bir hacme ulaşan en- düstriyel biyoteknolojinin yarattığı zenginlikten pay almak, maddi boyutun dışında başka cazip yönlere de sahip. Çünkü endüstriyel biyoteknoloji; enerji, su ve gıda tedarikinde hem daha verimli hem de çevresel denge- leri koruyan sürdürülebilir çözümler sunuyor. Ülkemiz, devrim niteliğindeki bu küresel değişimi yakalayabilirse ekonomik açıdan bağımsızlaşacağız. Stratejik önemdeki gıda arzı güvenliğini sağlamak noktasında daha da güç- leneceğiz. Elbette ki bu değişimi zamanında yakalama- nın yolu da güçlü Ar-Ge faaliyetlerinden geçiyor. LIVZYM’in 6 yıldan fazla süren Ar-Ge faaliyeti sonu- cunda (İlk faturasını kuruluşundan 6 yıl 4 gün sonra kes- miştir) ulaştığı endüstriyel üretim başarısı, teknolojik kat- ma değeri yüksek üretimi amaçlayan diğer girişimler için de çok güzel dersler barındırmakta. İstisnai bir tarihi, coğrafi ve kültürel zenginliğe sahip, 84 milyonluk güçlü bir ülkeyiz. Bu tecrübe sayesinde, ekonomimizi katma değeri yüksek değerler üreten bir yapıya dönüştürmek için gerekli organizasyonu gerçek- leştirebileceğimize inancım tam. Bir bilim insanı olarak ülkemiz gençlerine ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz? Ülkelerini sevsinler. Derin bir geçmişi, zengin bir kültürel biri- kimi olan kadim bir medeniyetin gururlu çocuklarıyız. Dünyay- la rekabet edecek seviyede değer yaratmak için gerekli tüm donanıma sahibiz. Gençlerin kendilerine bir hedef belirlerken, her şeyden önce bu hedefe tutkuyla bağlanıp bağlanmaya- caklarından emin olmalarını öneririm. Bu yolda verilen emek tutkuyla beslenmiyorsa, hayattan istediklerini alma şansları çok düşük. En az 15 yıl gece gündüz çalışmadan herhangi bir konuda derinleşmek mümkün değil. Üretmeden de her an- lamda zenginleşmek çok zor. Bir abileri olarak verebileceğim en sade tavsiye hayata dair tutkularını keşfetmeleridir. LIVZYM şu anda hangi aşamada? Yapmayı planladı- ğınız hedef ve projeler var mı ? Varsa bunlardan bize bahseder misiniz? Halihazırda tüm enerjimizi LIVZYM’in başarıyla yoluna devam etmesine ve yerli enzim üretimine odaklamış du- rumdayız. LIVZYM’in de 5 ila 10 yıllık bir vadede kendi alanında PETKİM veya TÜPRAŞ muadili bir üretim kapa- sitesine ulaşmasını hedefliyoruz. Bu toprakların bir evladı sıfatıyla daha büyük hedefim ise LIVZYM’in açtığı yoldan yeni LIVZYM’lerin yaratılması ve de böylece endüstriyel biyoteknoloji ekosisteminin ülkemizde layıkıyla gelişmesi.
Made with FlippingBook
RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx