Değirmenci Dergisi Sayı:124 Mayıs-Haziran 2021

93 MAYIS - HAZİRAN 2021 RÖPORTAJ BUĞDAY ISLAHÇILARINA ÇAĞRI Şenay Hoca, buğday ıslahçılarına da artan sağlıklı beslenme trendini iyi takip etmeleri tavsiyesinde bulunuyor. “Islahçılara çok büyük görev düşüyor. Sadece buğdayda verimi artırmaya çalış- mamalılar. Evet, verim, kuraklığa ve hastalıklara karşı dirençli çe- şitler üretmek önemli. Fakat bunun yanında sağlığımızı olumlu yönde etkileyecek bileşiklerin buğday programlarına alınması gerekiyor. Bunlar artık CRISPR ile mümkün.” ‘EKMEK ZEHİRDİR İDDİASI ASILSIZDIR’ Konu, buğday genetiği ve modern/hibrit buğdaylardan açılınca, ‘Ekmek zararlı, kanser yapıyor. Undan, ekmekten, makarnadan uzak durun” diyen medyatik bilim insanlarının iddiaları gündeme geliyor. Sadece Türkiye’de değil birçok ülkede buğdayın, ekme- ğin ‘kötücül’ bir şey olarak sunulduğu bir akımın var olduğunu aktaran Prof. Şimşek, ‘ekmek hasta ediyor’ iddiasının tamamen asılsız olduğunu, yaptığı bilimsel çalışmalarla da bunu ortaya koy- duğunu kaydediyor ve şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Ben yine bu alanlarda çalışmaya devam edeceğim. Buğdayla ilgili bilgi kirliliğini temizlemek istiyorum. Televizyonlara çıkıp kulaktan dolma bilgilerle ekmeğin zehirli olduğunu iddia eden bilim insanları ile yüzleş- meye hazırım. Bunlar çok kötü ve yanlış. ‘Ekmek yersen şişmanlarsın, ‘ekmek, beyaz zehirdir’ deniliyor. İnsanoğlu binlerce yıldır ekmek yiyor. Buğday, insanları kıtlıktan, açlıktan kurtaran bir üründür. Buğday ile orta- ya atılan iddiaların hiçbir dayanağı yoktur. Elbette bir insan bir oturuşta beş ekmek tüketirse o ekmek şişmanlatır. Ancak günde 15 tane muz yersen de şişmanlarsın. Tam yatmadan önce döner yersen de şişman- larsın. ‘Ekmek, buğday sizi öldürür’…Bunların hepsi yanlış. Her şeyden yiyeceksin ama zamanı ve ne kadar yediğin önemli.” Çölyak hastalığındaki artışlarınmodern buğday çeşitlerinden kay- naklandığına dair iddialara da cevap veriyor Prof. Dr. Şimşek. Mo- dern buğday çeşitlerindeki glüten seviyelerini incelediğini ve bunu ata buğdaylarıyla karşılaştırdığını anlatan Şimşek, modern buğday ile glüten duyarlılığı arasındaki ilişkinin buğday çeşitlerinin genetik gelişiminden kaynaklanmadığını ortaya koyduklarını dile getiriyor: “Çölyak hastalığına sebep olan proteinlerin yüzlerce yıl önceki buğ- day türlerinde olup olmadığının taramasını yaptık. ‘Bu proteinleri gerçekten ıslahatçılar mı getirdi?’ sorusunun cevabına yanıt aradık. Analizlerimiz sonucunda 150 yıl önce yetiştirilen buğdayda da çöl- yak hastalığına sebep olan proteinlerin mevcut olduğunu gördük”. 360° BAKIŞ AÇISI Şenay Hoca’dan kendisi gibi akademik kariyer basamaklarını tırmanmak isteyen gençlere yönelik tavsiyelerini de aldık. Ho- ca’nın ilk dikkat çektiği husus ‘disiplinler arası yaklaşım’ oldu. Bunu, kendisinden örnekle, “Benim alanım kimya. Ama bunun gıdada uygulanması çok şeyler kattı bana. Sanki siyah-beyaz olan her şey benim için birden renklendi. Gıdanın içinde o kadar çok kimya uy- gulaması var ki…Gençler ‘benim alanım budur’ şeklinde bir yaklaşı- mı değil de disiplinler arası bir yaklaşım benimsemeli.” ‘Üniversite sanayi işbirliğiyle tarımın gerçek sorunlarına çözüm buluyoruz’ Hoca’nın üzerinde durduğu bir diğer husus da “360° bakış açı- sı”. Bunu da ‘gerçek problemlere farklı açılardan bakabilme’ olarak tanımlıyor. Genç araştırmacıların gündemi çok yakından takip etme- sinin önemli olduğunu, gerçek sorunları tespit edip bunları bilimsel olarak ele alıp çözümgetirmeleri gerektiğini ifade ediyor. Bu noktada da ABD’de buğday üreticileri, akademisyenler ve un sanayicileri ara- sındaki yakın ilişkiyi hatırlatıyor. Üretici-üniversite-sanayi işbirliğinde herkesin kazandığını anlatıyor: “Ben bilim insanı olarak bir değir- menci ile konuştuğum zaman ondan gerçek sorunlar duyuyorum. Örneğin değirmenci aldığı buğdayın premium kalite olup olmadığını, verdiği paranın buna değip değmediğini merak ediyor. Biz laboratu- varda öğrencilerimizle birlikte buğday analizlerini gerçekleştiriyoruz. Yapılan deneylerle öğrenci tecrübe edinirken, un sanayicisi kendi başına karşılayamayacağı bir Ar-Ge’ye kavuşmuş oluyor. Üretici ise sanayicinin beklediği kalitede buğday için ne gibi eksikleri olduğu- nu öğreniyor. Herkes kazanıyor. Üniversitede verdiğimiz programlar kapsamında buğday üreticileri, yerli-yabancı buğday alıcıları, buğday genetikçileri ile bir araya geliyoruz. Bu tür eğitim programları sana- yiciye ve çiftçilere yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda öğren- cilerimize de gerçek tarım sorunlarına çözüm bulma fırsatı veriyor.” Prof. Şimşek’in gençlere bir diğer tavsiyesi ise kendilerine sürek- li hedef koymaları: “Bunlar kısa dönem de olabilir uzun dönem de. Ama muhakkak hedef belirleyip buna ulaşmak için ellerinden geleni yapsınlar. Hiçbir zaman minimumla yetinmesinler. Limitlerini zorlasın- lar. Böyle yapınca inanın mutlaka bir şeyler çıkıyor ortaya. Hocaların- danmaksimumdüzeyde istifade etsinler. Ellerinden gelenin en iyisini yapıp, en iyisini umut etsinler. (Do your best and hope for the best)”

RkJQdWJsaXNoZXIy NTMxMzIx